Hepimiz (Güneş) burcumuzun ne olduğunu biliriz. Pek çoğumuz her sabah işe gitmeden önce gazetenin günlük burçlar sayfasına mutlaka bakarız. Yine büyük bir bölümümüz biz doğduğumuz sırada gezegenlerin gökyüzündeki konumlarının kişiliğimizin belirlenmesinde olduğu kadar hayatımız boyunca yaşayacağımız olaylar, karşılaşacağımız durumlar üzerinde de etkili olduğuna inanırız. Kendiniz inanmıyorsanız bile inanan insanlarla çok sık karşılaşabilirsiniz.
Astrolojiyi ciddiye alsanız da almasanız da ilişkilerde ve sohbetlerde buzları eritmek için ya da birini tanımak için çok ideal bir konuşma konusudur. Bu durumda astroloji anlamsız bir şey midir yoksa gerçekten yaşamlarımız üzerinde etki ve kontrol sahibi midir? Astroloji gerçekten bir bilim midir?
İnsanoğlunun bildiği ve kullandığı en eski bilim dallarından biri astrolojidir. Astrolojiye ait kayıtların kökeni Babil’e dayanır ve M.Ö. 1645 yılına kadar uzanır. Mısırlılar ve Eski Yunanlılar bir saat sistemi oluşturmuşlar ve bizim şimdi kullandığımıza benzer bir takvim kullanmışlardır. Eski insanlar yaşadıkları çevreyi gözlemleyip anlamaya başladıklarında kendi yaşamları ve dünyaları ile yıldızlar ve gezegenler arasında bir ilişki olduğunu da fark etmişlerdir. Bazı eski uygarlıklar kim olduklarını anlamak, nereden geldiklerini öğrenmek için astrolojiden yararlanmış olabilirler. Astrolojiyi ve yaşadıkları dünyayı kendilerinden çok daha yüce ve büyük bir şey olarak kabul etmişler, bunları araştırmaları, keşfetmeleri ve anlamaları gerektiğine inanmışlardır.
Modern zamanlarda astroloji çok da inanılır ve güvenilir bir bilim dalı olarak görülmüyor. Bir dönem astroloji en güvenilir bilgi kaynaklarından biriydi. Bugün astrofizik veya kimya neyse o dönemde astroloji de oydu. Gellileo ve Copernicus gibi astronomlar aynı zamanda astrolog olarak da çalışmalar yaparlardı. Hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz astronom Claudius Ptolemy kendi çağının entelektüel liderlerinden biri olarak tanınırdı ve Ptolemy’nin astrolojiyi kabul etmesi ve bu alandaki çalışmaları akademik çevrelerde bu bilim dalının saygınlığını arttırmıştı. Astrolojiye bir bilim ve aynı zamanda sanat dalı olarak güvenilirlik, inanılırlık kazandırmakla Ptolemy uygulama ve çalışmalarının Ortaçağ boyunca engellenmemesini garantilemiş oldu. O dönemde diğer pek çok çalışma ve okült uygulama dini gerekçelere dayanarak yasaklanmış, engellenmişti. Ptolemy astroloji alanında bir otorite olarak kabul ediliyordu ve bütün astrolojik çalışmalar için kesin bir referans olarak gösterilen Tetrabiblos’u (Yunancada dört kitap anlamına gelir) kullanıma sunup yaygınlaştırdı. Arap meslektaşları da Tetrabiblos’u sıkça kullanmışlar, Ptolemy’yi alanında kesinlikle bir uzman olarak kabul etmişlerdir. Daha sonra Avrupalı meslektaşları da Tetrabiblos’u kullanmaya başlamışlar, 12. Yüzyılda onu tekrar Latinceye çevirmişlerdir.
Modern bilimler, örneğin nicel (sayısal bilimler) popülerlik ve geçerlilik kazandıkça astrolojinin insanların üzerindeki etkisi zayıflamaya başlamıştır. Yine de, 1930’da Prenses Margaret doğduğunda yeniden güç kazanmıştır. Birleşik Krallık’ta Sunday Express gazetesi Prenses Margaret’in astrolojik profilini yayınlamış, bu durum günümüzde gazetelerde gördüğümüz günlük burçlar geleneğinin başlangıcı olmuştur. Kendi günlük burcunu okuyan herkes kabul etmelidir ki bazı tesadüfler mutlaka vardır. Öte yandan, şüphecilerin büyük bölümü gazetelerdeki günlük burçların çok genel olduğunu ve zaten hemen herkesin hayatında mutlaka yaşayabileceği şerlerden bahsettiğini söylerler. Bu şüpheci yaklaşım aynı zamanda insanların okuduklarını istedikleri gibi yorumladığını, herkesin görmek istediği şeyi aradığını ve kendileri için doğru olmayan, onlara uymayan yorumları zaten göz ardı edeceklerini söyler. Bu nedenle şüphecilere göre insanlar günlük burçların doğruluğuna ve geçerliliğine inanarak kendilerini kandırırlar. Bu şüpheciler içinde uzman bir astroloğa gidip kendi doğum saat, tarih ve yerine göre hazırlanan doğum haritalarını yorumlatsalar muhtemelen bütün bu düşüncelerinden vazgeçerler.
İnsan ırkı evren hakkında çok bilgili olduğunu iddia eder. Dolayısıyla astrolojiyi güvenilir, inanılır bir bilim dalı olarak görmemek bizim için çok kolaydır. Belki astrolojiyi bir bilim dalı olarak inceleyip araştırmaya daha fazla zaman ve emek harcasak dünyadaki eski uygarlıklarla ilgili çok daha fazla bilgi elde edebiliriz. Kim bilir belki de Shakespeare “Hamlet” teki şu repliği yazmadan önce bunu fark etmiş ve anlamıştı:
“Öyle şeyler vardır ki Horatio, gökyüzünde ve yeryüzünde,
Göremez senin felsefen onları rüyasında bile.”
|